Haber – Büşra Yentürk
Kadınlar çatışmanın en ağır yükünü omuzlarken, barış masalarında yok sayılıyor. Oysa veriler net: Kadınların yer aldığı müzakereler daha kalıcı çözümler üretiyor. Peki, neden hâlâ kadınlar dışlanıyor?
Çatışmaların ortasında yaşam mücadelesi veren kadınlar için barış, yalnızca silahların susması anlamına gelmiyor. Adaletin sağlanması, toplumsal rollerin yeniden inşası ve kaybedilenlerin telafisi de sürecin bir parçası olmalı. Ancak Türkiye ve dünya genelindeki çözüm süreçleri, kadınları masanın dışında bırakmaya devam ediyor.
BM Uyarıyor: Kadınlar Olmadan Barış Kırılgan
Birleşmiş Milletler’in (BM) 1325 sayılı “Kadın, Barış ve Güvenlik” kararı, kadınların barış süreçlerinde aktif rol almasının önemini yıllardır vurguluyor. BM’nin 2023 raporuna göre, kadınların yer aldığı müzakerelerin %35 oranında daha kalıcı çözümlerle sonuçlandığı görülüyor. Ancak dünya genelinde yapılan barış anlaşmalarının yalnızca %13’ünde kadın müzakereciler yer alıyor.
Türkiye’de de tablo farklı değil. 2013-2015 yılları arasında yürütülen çözüm sürecinde kadınlar taleplerini duyurmaya çalışsa da, müzakere masasında erkek siyasetçiler ve resmi temsilciler ön plandaydı. Kadın örgütleri sahada aktif rol oynasa da karar alma süreçlerine doğrudan erişimleri olmadı.
“Kadınların Dışlanması, Barışın Kalıcılığını Tehdit Ediyor”
Dayanışmanın Kadın Hali Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Nesrin Soydan, kadınların süreçten dışlanmasının sadece bir hak ihlali değil, aynı zamanda kalıcı barışı tehlikeye atan bir unsur olduğuna dikkat çekiyor:
“Çatışmanın bedelini en çok kadınlar ödüyor. Yerinden edilenler, ekonomik krizlerden en çok etkilenenler, şiddetin gölgesinde kalanlar onlar. Ancak barış görüşmelerinde eşit temsil edilmiyorlar. Kadınlar olmadan yapılan bir barış, eksik bir barıştır.”
Kadınların Katılımı Neden Kritik?
Uzmanlara göre kadınların barış süreçlerine katılımı sadece bir temsil meselesi değil, aynı zamanda stratejik bir gereklilik. İşte bunun üç temel nedeni:
•Toplumsal tabanla güçlü bağ: Kadınlar, barışın tabana yayılmasını ve toplumun tüm kesimlerine ulaşmasını sağlıyor.
•Adalet ve hakikat perspektifi: Kadınların talepleri, sadece silahların susmasını değil, adil bir barış düzeninin kurulmasını içeriyor.
•Yapısal eşitsizlikleri dönüştürme gücü: Çatışmaların ürettiği adaletsizlikleri gidermek için kadınların deneyimi ve mücadelesi kilit bir rol oynuyor.
Soydan’a göre mesele sadece kadınların masada olması değil; kadın bakış açısının, toplumsal cinsiyet perspektifinin ve adalet talebinin de sürece entegre edilmesi gerekiyor.
Barış süreci yalnızca devlet ve silahlı aktörler arasında varılan bir anlaşma değildir. Toplumu kapsayan, sürdürülebilir bir barış için kadınların da sürecin asli unsuru olması gerekiyor. Aksi takdirde, barış adı verilen şey yalnızca geçici bir ateşkes olmaktan öteye gidemeyecek.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.